Kibir, Değersizleştirme ve Öteki

25.06.2026

Zihin, hayal kırıklığına tahammül edemediğinde yaşadığı duyguya temas etmek yerine onu dışarıya taşımaya eğilim gösterebilir. O noktada mesele yaşanan olay olmaktan çıkar; karşıdaki insanın karakteri, niyetleri ya da değeri tartışılmaya başlanır. Böylece kişi, kendi incinmişliğiyle yüzleşmek yerine karşısındakini küçülterek ruhsal dengesini korumaya çalışabilir.

Bu durumda sorunlar konuşulmaz; insanlar konuşulmaya başlanır. Davranış kritik edilmek yerine kişi değersizleştirilir. 

Bu tür tutumlar, çoğu zaman psikolojik güçten çok kırılganlığı düzenlemeye hizmet eder. Çünkü değersizleştirme çoğu zaman eşit ilişki kurmanın değil, üstünlük kurma çabasının hizmetine girer.

Bazen kibir, yüksek sesle konuşmaz. Nezaketin, efendiliğin, doğruluğun ya da "iyi insan" olmanın arkasına saklanır. Kişi kendisini açıkça üstün ilan etmese de, sürekli başkalarını değerlendiren, yanlışlarını gösteren ve kendisini ölçü alan bir konuma yerleşebilir. Böyle olduğunda efendilik bir erdem olmaktan çıkar; üstünlük kurmanın daha incelikli bir biçimine dönüşebilir.

Var olabilmek için bir diğerine ihtiyaç duyarız. Kurduğumuz her ilişki, yalnızca karşımızdakini değil, kendimizle kurduğumuz ilişkiyi de görünür kılar. Kendi duygularımıza ve dinamiklerimize yaklaşabildiğimiz ölçüde, başkalarının da kendilerine özgü bir iç dünyası olduğunu fark etmeye başlarız. Belki de en zor olan, herkesin bizim gibi hissetmediğini, düşünmediğini ve ilişki kurmadığını kabul edebilmektir. Ötekiyle gerçek karşılaşma da tam burada başlar.

Share