Bilgelerin Dilinin Ucunda: Psikoterapide Konuşmanın İşlevi

18.02.2026

Bir Cümlenin Eşiğinde

Konuştukça açılır insan. Ve bazen çözüm, tam da bu açılmanın içinde kendiliğinden belirir. Psikoterapide konuşmak sadece bir eylem değil, bir anlamlandırma sürecidir. Dil, zihnin kendini kurduğu yer haline gelir. Ve çoğu zaman, kişinin zaten bildiği bir şeyi, sonunda duyduğu bir cümleyle "ilk kez" duyması, işte o 'dank' ediş anı—dönüştürücüdür.

Anlatının İçindeki Yer

Psikoterapide konuşmak, yalnızca yaşananları aktarmak değildir; kişi konuşurken kendi anlatısının içindeki yerini görünür kılar. Bir olay anlatılırken aslında bir konum belirlenir: merkezde mi duruyorum, kenarda mı kalıyorum, sorumluluğu üstleniyor muyum, yoksa geri mi çekiliyorum?

Bu fark çoğu zaman bilinçli bir tercih olarak başlamaz. Ancak cümle tamamlandığında kişi kendi sesini duyar ve söylediğinin içinde kendini seçebilir. İşte bu an, dışarıdan gelen bir yorumdan çok, içeriden kurulan bir yer belirlemedir.

Mesafe ve Perspektif

Konuşma, yaşantıya mesafe kazandırır. İçindeyken tek parça gibi görünen deneyimler, dile geldiğinde ayrışır. Olanla, ona verilen anlam arasındaki fark belirginleşir. Tepkiyle tercih arasındaki sınır seçilebilir hâle gelir.

Bu mesafe, bir düzeltme çabası değildir; önce görmeyi mümkün kılar. Kişi yaşadıklarını yeniden yazmaz, fakat onları başka bir açıdan okuyabilir. Bazen yalnızca bakış açısındaki bu kayma bile uzun süredir tekrar eden bir örüntüyü fark etmeye yeter.

İçgörünün Sessiz Yapısı

Psikoterapide içgörü çoğu zaman dramatik bir keşif değildir. Daha çok, "Ben burada böyle duruyorum" diyebilme açıklığıdır. Bu açıklık, yoğun bir anlatımdan değil; yerini belirginleştiren bir cümleden doğar.

Araştırmalar, terapi sürecinde kurulan anlatının kişinin kendilik algısını yeniden organize ettiğini ve bilişsel çerçeveyi netleştirdiğini göstermektedir (Elliott, 2007; Avdi, 2008). Sözel ifade, yalnızca içerik taşımaz; bir yapı kurar. O yapı içinde kişi kendini daha tutarlı bir bütün olarak görebilir.

Konuşmanın Nörobiyolojik Boyutu

Nörogörüntüleme çalışmaları, psikoterapide sözel ifade ve anlamlandırma süreçlerinin prefrontal korteks ile limbik sistem arasındaki bağlantıları düzenlediğini ortaya koymaktadır (Linden, 2006; Barsaglini et al., 2014). Bu düzenleme, deneyimin yalnızca yaşanmakla kalmayıp bilişsel olarak çerçevelenmesine imkân verir.

Bu açıdan konuşma, yalnızca rahatlatıcı bir boşaltım değildir. Aynı zamanda deneyimin zihinsel haritasını kurma sürecidir. Dil, dağınık yaşantıyı organize eder; kişi bu organizasyon içinde kendi konumunu daha net seçebilir.

Dilimizin Ucundaki Bilgelik

Hepimizin içinde çözümünü bildiği sorular vardır. Ama bazen, bu bilgeliği dile getirmek gerekir. Çünkü bilgelik, çoğu zaman dilimizin ucundadır. Yeter ki ona alan açılsın, sesi duyulsun.

📚 Kaynakça

Avdi, E. (2008). Analysing talk in the talking cure: Conversation, discourse, and narrative analysis of psychoanalytic psychotherapy. European Psychotherapy, 8(1), 31–52.

Avdi, E., & Evans, C. (2020). Exploring conversational and physiological aspects of psychotherapy talk. Frontiers in Psychology, 11, 604761. https://doi.org/10.3389/fpsyg.2020.604761

Barsaglini, A., Sartori, G., Benetti, S., Pettersson-Yeo, W., & Mechelli, A. (2014). The effects of psychotherapy on brain function: A systematic and critical review. Progress in Neurobiology, 114, 1–14. https://doi.org/10.1016/j.pneurobio.2013.10.006

Elliott, R. (2007). Decoding insight talk: Discourse analyses of insight in ordinary language and in psychotherapy. Journal of Constructivist Psychology, 20(3), 239–260.

Linden, D. E. J. (2006). How psychotherapy changes the brain—the contribution of functional neuroimaging. Molecular Psychiatry, 11(6), 528–538. https://doi.org/10.1038/sj.mp.4001816

Pawelczyk, J. (2011). Talk as therapy: Psychotherapy in a linguistic perspective. Routledge.